ArifanKitap

Berat Gecesi

Berat Gecesi

Adem ŞENER

Almanak 2007-2008, Ağustos 2008 sayısından.

Berat Gecesi Şaban-ı Şerif ayının on beşinci gecesi “Berat Gecesi” olarak İslâm âleminde idrak edilmektedir. Âlimler, bu mübarek gece için birçok isimler zikretmişlerdir. Bu gecenin birçok isminin olması ise, bu isimlerle müsemma olan gecenin, şerefinin yüceliğine delalet eder.

Mânevî duyguların zirveye ulaştığı mübarek üç ayların ikinci ayı olan Şaban-ı Şerif ayının on beşinci gecesi “Berat Gecesi” olarak İslâm âleminde kutlanmaktadır.

“Berat” kelimesi; lügat manası olarak borçtan, hastalıktan, suç ve cezadan kurtulmak manasına gelmektedir. Dinî terim olarak ise günahlardan arınmak, temize çıkmak, ilâhî af ve rahmete nail olmak manasına gelmektedir.

Âlimler, Şaban-ı Şerif ayının on beşinci gecesi için birçok isimler zikretmişlerdir. Bu gecenin birçok isminin olması, bu isimlerle müsemma olan gecenin şerefinin yüceliğine delalet eder.

1- Leyletül Beraat (Berât Gecesi): Bu geceye Berât Gecesi isminin verilmesinin sebebi, bu gece içinde iki berât fermanının verilecek olmasından dolayıdır:

a) Bu gece içerisinde tevbe eden günahkârlara Allâh-ü Teâlâ tarafından kurtuluş fermanı verilir.

b) Bu gece içerisinde Allâh-ü Teâlâ’nın veli kullarına ziyana uğramaktan yana kurtuluş fermanı verilir.

2- Leyletül Mübarek (Mübarek Gece): Allâh-ü Teâlâ Duhan Sûresi’nde bu gece için “Mübarek Gece” tabirini kullanmış ve: “Muhakkak ki biz, Kur’an-ı Kerim’i mübarek bir gece (olan Berat gecesin)de indirdik” buyurmuştur.

3- Leyletür Rahmet (Rahmet Gecesi): Allâh-ü Teâlâ’nın rahmeti bu gecede artar. Bu gece rahmet ve mağfiret gecesidir.

4- Leyletül Kısmet (Kısmet Gecesi): Bu gece içinde rızıklar takdir edilip eceller belirlendiğinden dolayı bu geceye bu isim verilmiştir.

5- Leyletüt Tekfir (Günahları Örten Gece): Bu gecede bir senelik günahlara keffâret bulunmaktadır.

a) Leyletül İcâbet (İcâbet Gecesi): Bu gecede yapılan duâlar geri çevrilmeyip kabul edildiğinden dolayı kendisine bu isim verilmiştir.

6- Leyletü İ’dül Melâike (Meleklerin Bayram Gecesi): Bu gece, semâdaki meleklerin bayram gecelerinden birisi olduğu için kendisine bu isim verilmiştir.

7- Leyletüş Şefaat (Şefaat Gecesi): Bu mübarek gece içerisinde Peygamber Efendimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem)e şefaat hakkının tamamı verildiği için kendisine bu isim verilmiştir. Resûlüllah (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) Şaban-ı Şerif ayının on üçüncü gecesi ümmeti için şefaat etme hakkı istedi ve ümmetinin üçte birine şefaat etme yetkisi kendisine verildi. On dördüncü gecede tekrar şefaat izni istedi ve ümmetin üçte ikisine şefaat izni verildi. Berat Gecesi’nde ise ümmetin tamamına şefaat hakkı kendisine verilmiştir. Ancak Allâh-ü Teâlâ’ya şirk koşanlar bu şefaatten mahrum kalacaklardır.

8- Leyletüs Sak (Vesika Gecesi): Bu gece içerisinde geçmiş bir senelik yapılan ameller (iyi veya kötü) Mevlâ Teâlâ’ya arz edilir. Gelecek bir senelik işler kayıt edilir.

9- Leyletül Câize (Hediye Gecesi): Bu gece içerisinde ibâdet edenlere verilecek olan hediyelere işaretle kendisine bu isim verilmiştir.

10- Leyletür Rüchan (Tercih Gecesi): Bu gecenin Kadir Gecesi dışındaki diğer bütün gecelerden fazilet bakımından üstün olup tercih edildiği ve kendisinde ibâdet eden kulların da diğer kullara tercih edilerek affedildiği için kendisine bu isim verilmiştir.

11- Leyletüt Ta’zim (Tazim Gecesi): Allâh-ü Teâlâ’nın bu geceyi diğer gecelere karşı büyük saymasından ve bu gece içinde ibâdet eden kulların da diğerlerinden üstün tutulmasından dolayı kendisine bu isim verilmiştir.

12- Leyletül Kadr (Kadir Gecesi): Bu gecenin kadir ve kıymetinin çok olması sebebiyle kendisine bu isim verilmiştir.

13- Leyletül Ğufran (Mağfiret Gecesi): Bu gece içerisinde günah sahibi kullar affedildiği için kendisine Mağfiret Gecesi ismi verilmiştir.

BERAT GECESİ’NİN FAZİLETİ

Berat Gecesi kendisinde birçok faziletleri bulunduran mübarek bir gecedir. Bu gecenin fazileti hakkında Peygamber Efendimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmaktadır:

Hz. Aişe (Radıyallâhü Anhâ)dan rivâyet edilen bir hadîsi şerifte Peygamber Efendimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmaktadır: “Cebrail (Aleyhisselâm) bana gelip şöyle vahyetti:

“Bu gece, Şaban-ı Şerif ayının on beşinci gecesidir. Allâh-ü Teâlâ, bu gece içerisinde Kelb kabilesinin koyun sürülerinin tüyleri kadar insanı Cehennemden azat eder. Ancak bu gecede Allâh-ü Teâlâ, şu kimselere rahmet nazarıyla bakmaz:

1- Müşrik,

2- Müslüman kardeşine kin tutan,

3- Akrabalık bağlarını kesen,

4- Büyüklük taslayan,

5- Anne babasına âsi olan,

6- İçki içmeye devam eden.”

Abdullah İbn-i Amr (Radıyallâhü Anhümâ)’dan rivâyet edilen bir hadîsi şerifte Peygamber Efendimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmaktadır: “Allâh-ü Teâlâ, Şaban-ı Şerif ayının yarı gecesinde (Berat Gecesi) yaratıklarına muttalî olup, Müslüman kardeşine kin tutan ve intihar eden kimseler hariç, bütün kullarını bağışlar.”

Râşid İbn-i Said (Radıyallâhü Anh)dan rivâyet edilen bir hadîsi şerifte Peygamber Efendimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmaktadır: “Şaban-ı Şerif ayının yarı gecesi (Berat Gecesi), Allâh-ü Teâlâ ölüm meleğine, o sene öldürmek istediği her canlının ruhunu kabzetmesini vahyeder. (Bir sene içinde öleceklerin isimlerini bildirir.”

BERAT GECESİNİN ÖZELLİKLERİ

1- Her hikmetli iş bu gecede ayrılır, tanzim edilir ve vazifeli meleklere ibraz edilir. Artık bu vakitten sonra tebdil ve tağyir

yoktur. Bu geceye kadar, Levh-i Mahfuz’da iken Allâh-ü Teâlâ’nın dilemesi ile değişiklik mümkündür. Zira Allâh-ü Teâlâ, oradan dilediğini mahveder, dilediğini de sabit kılar.

İbn-i Şeyh (Kuddise Sirruhû) buyurmuştur ki: “ ‘Her hikmetli iş’ ile kastedilen, o geceden gelecek seneye kadar vaki olması hükmedilen hayır, şer, rızık, ecel ve kulların her türlü işleridir. Saadet ve şekâvet bunun dışındadır. Çünkü bunlar, Levh-i Mahfuz’da yazılmış bulunan ezelî hükümlerdendir.”

Rivâyet olunduğuna göre, hükmedilen işlerin nüshalarının Levh-i Mahfuz’dan çıkartılmasına Berat Gecesi’nde başlanır ve Kadir Gecesi’nde bitirilir.

Bu nüshalar dört meleğe tevdi edilir:

a) Rızıklar ile ilgili nüsha Mikâil (Aleyhisselâm) ’a,

b) Harpler, zelzeleler, yere batma, ay tutulması, yıldırım, vs. hadiselerin nüshası Cebrâil (Aleyhisselâm)a,

c) Ameller nüshası büyük bir melek olan ve semanın görevlisi olan İsmâil’e,

d) Musibetler ve ruhların kabzı nüshası da Azrâil (Aleyhisselâm) a verilir.

2- Berat gecesinde yapılacak olan ibâdetlerin fazileti diğer gecelere göre daha fazladır.

Hz. Ali (Radıyallâhü Anh)dan rivâyet edilen bir hadîsi şerifte Peygamber Efendimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmaktadır: “Şaban-ı Şerif ayının on beşinci gecesi (Berât Gecesi) olunca, o geceyi ibâdetle ve gündüzünü de oruçla geçiriniz. Çünkü Allâh-ü Teâlâ’nın rahmeti, o gece güneşin batmasından sonra dünya semasına iner. Allâh-ü Teâlâ şöyle nida eder: “Bağışlanmak isteyen yok mu, günahlarını bağışlayayım. Rızık isteyen yok mu, rızık vereyim. Bir derde mübtela olan yok mu, afiyet vereyim. Şunu isteyen yok mu, vereyim, şunu isteyen yok mu, vereyim…’ Bu hâl, güneş doğuncaya kadar devam eder.”

3- Bu gece, rahmet ve mağfiret gecesidir. Allâh-ü Teâlâ’nın rahmeti bu gece içerisinde artar. Allâh-ü Teâlâ, sadece havas ehline mahsus olmayan ve bir vakit ile de sınırlı bulunmayan umûmi bir şekilde rahmet sıfatı ile tecelli eder ve inâyet nazarı ile dünya semasına nazar eder ki, bu rahmetiyle tecelli etmesi ve inâyet nazarı, dünya ehlinin fütûhat kapılarını, duâ cihetlerini, amellerin çıktığı ve ruhların yükseldiği yeri kuşatır.

4- Bu mübarek gece içerisinde Peygamber Efendimiz’e (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) şefaat hakkının tamamı verilmiştir. Resûlüllah (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) Şaban-ı Şerif ayının on üçüncü gecesi ümmeti için şefaat etme hakkı istedi ve ümmetinin üçte birine şefaat etme yetkisi kendisine verildi. On dördüncü gecede tekrar şefaat izni istedi ve ümmetin üçte ikisine şefaat izni verildi. Berat Gecesi’nde ise ümmetin tamamına şefaat hakkı kendisine verilmiştir. Ancak Allâh-ü Teâlâ’ya şirk koşanlar bu şefaatten mahrum kalacaklardır.

5- Zemzem suyu bu gece çoğalır. Ki bu gece de zemzem suyunun çoğalması ile hakikat ehlinin kalplerindeki İlahî ilimlerin çoğalmasına da işaret vardır.

BERAT GECESİNİ İBÂDETLE GEÇİRMENİN FAZİLETİ

Şaban-ı Şerif ayının on beşinci, ecesi olan Berat Gecesi’nde gafil olmamalı ve bu geceyi ibâdet ile geçirmelidir.

Muaz İbn-i Cebel (Radıyallâhü Anh)’dan rivâyet edilen bir hadîsi şerifte Peygamber Efendimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmaktadır: “Beş gece vardır ki, bu beş geceyi ihya eden kimseye Cennet vâcib olur. Bu beş gece:

1- Terviye gecesi (Zilhicce ayının sekizinci gecesi),

2- Arefe gecesi (Zilhicce ayının dokuzuncu gecesi),

3- Kurban Bayramı gecesi,

4- Ramazan Bayramı gecesi,

5- Şaban-ı Şerif ayının on beşinci gecesidir.”

Hz. Enes İbn-i Mâlik (Radıyallâhü Anh)’dan rivâyet edilen bir hadîsi şerifte Peygamber Efendimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmaktadır: “Dört gece vardır ki, geceleri günleri gibi, günleri de geceleri gibi faziletlidir. Allâh-ü Teâlâ bu gecelerde yapılan yeminleri doğru çıkarır, canları azat eder ve bol bol mükâfatlar ihsan eder. Bu dört gece şunlardır:

1- Kadir gecesi ve sabahı,

2- Şaban-ı Şerif ayının on beşinci gecesi ve sabahı,

3- Arefe gecesi ve sabahı,

4- Cuma gecesi ve sabahı.”

Hz. Amr İbn-i Osman İbn-i Kesir (Radıyallâhü Anh)’dan rivâyet edilen bir hadîsi şerifte Peygamber Efendimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmaktadır: “Her kim Şaban-ı Şerif ayının yarı gecesini (Berat Gecesini) ve iki bayram gecelerini kıyamla (ibâdetle) geçirirse, kalplerin öldüğü günde o kimsenin kalbi ölmez.”

Bu derece önemli bir gece olan Berat Gecesi’ni bizler gerektiği şekilde idrak ederek Rabbimizin rızasını kazanmaya gayret göstermeliyiz. Bu gece içerisinde bol bol duâlar etmeli, istiğfarda bulunmalı, bu geceye mahsus namazları kılmalı, Kur’an-ı Kerîm okumalı, çokça salavat getirmeli, dünya üzerindeki bütün Müslümanların hayrı ve berâtlarını alabilmeleri için duâlar etmelidir.

Ayrıca bu geceyi oruçla karşılamaya özen göstermeli, bu gecenin gününü de oruçla geçirmeye gayret etmelidir. Berât gecesinin gününde kabir ziyaretlerinde bulunmalı, fakir fukara gözetilmeli, yetim ve kimsesizlerin gönlü hoş tutulmalı, ihtiyaç sahiplerine yardımcı olunmalı, akraba ziyaretlerinde bulunulmalı veya en azından telefon ile aranılıp hal ve hatırları sorulmalıdır.

Bu geceyi ve bunun gibi diğer mübarek geceleri bir ganimet bilmeli ve bu geceleri kendimize bir dönüm noktası olarak belirlemeliyiz. Bu gecelerde dünyaya dalmış olan nefislerimize çeki düzen vermeli, hevâ ve heves zincirinden kurtularak Kur’an ve Sünnet çizgisine kendimizi raptetmeliyiz.