ArifanKitap

Fâtiha Sûresi'nin Sırları

Fâtiha Sûresi'nin Sırları

Havâsü'l-Havas kitabından, sûrelerin fazileti üzerine.

Ebû Hureyre (Radıyallâhu Anh)'dan rivayet edilen bir hadîs-i kudsîde Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz, Allâh-u Teâlâ'nın şöyle buyurduğunu nakletmiştir:

"Namazı (Fâtiha'yı) Kendimle kulum arasında iki parçaya böldüm. İstediği şey kuluma verilecektir. Kul: 'Hamd, âlemlerin Rabbi Allâh'a aittir' dediğinde, Allâh-u Teâlâ: 'Kulum Bana hamdetti' buyurarak memnuniyetini ifade buyurur.

Kul: 'O Rahman, O Rahim' dediği zaman Allâh-u Teâlâ: 'Kulum Bana övgüde bulundu' buyurur. Kul: 'Ceza gününün Mâliki' dediği vakit Allâh-u Teâlâ: 'Kulum Bana tâzimde bulundu' buyurur.

Kul: 'Ancak Sana ibadet ederiz ve yalnız Senden yardım dileriz' deyince de Allâh-u Teâlâ: 'İşte bu, Benimle kulum arasındadır. İstediği şey kulumundur' buyurur.

Kul: 'Bizi, gazaba uğrayanların ve dalalete düşenlerin (yoluna) değil de, kendilerine nimet vermiş bulunduğun kimselerin o dosdoğru yoluna hidayet buyur' dediğinde ise, Allâh-u Teâlâ: 'İşte bu, kuluma ait (bir talep)tir. İstediği şey kulumundur' buyurur." (Müslim, Salât:11, no:395, 1/296)

Fâtiha Sûresi Hakkında Vârid Olan Hadîs-i Şeriflerden Bazıları

1) Ubâde ibni Sâmit (Radıyallâhu Anh)'dan rivayet edilen bir hadîs-i şerifte Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurmuştur: "Ümmü'l-Kur'ân (Kur'ân'ın anası, aslı mesâbesinde olan Fâtiha'yı) okumayanın namazı yoktur." (Müslim, Salât:11, no:902, 2/9)

2) Ebû Saîd ibni Muallâ (Radıyallâhu Anh) şöyle anlatmıştır: "(Bir gün) ben mescitte namaz kılıyordum ki Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) beni çağırdı ama ben (namazda da olsam Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)'in davetine uyulması gerektiğini bilmediğimden) onun davetine icabet etmedim ve: 'Yâ Rasûlellâh! Ben namaz kılıyordum (onun için size icabet edemedim)' dedim. Bunun üzerine Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem): 'Allâh-u Teâlâ: Ey iman etmiş olan kimseler! Allâh'a ve sizi diriltecek olan şeylere sizi çağırdığında o Rasûl'e tam manasıyla icabet edin buyurmadı mı?! Sana elbette muhakkak ki mescitten çıkmadan önce Kur'ân-ı Kerîm'in en büyük sûresini öğreteceğim' buyurdu. Sonra elimden tuttu (ve öylece mescidin kapısına doğru yürüdük). Tam mescitten çıkmayı isteyince Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)'e: '(Yâ Rasûlellâh!) Hani bana: Sana elbette muhakkak ki mescitten çıkmadan önce Kur'ân-ı Kerîm'in en büyük sûresini öğreteceğim dememiş miydiniz?!' deyince, Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem): '(Sana öğreteceğim o sûre hâssaten) Bütün hamdler tüm âlemlerin Rabbi olan Allâh'a mahsustur (diye başlayan Fâtiha Sûresi'dir ki o namazda tekrar tekrar okunan) yedi âyet ve (umûmen) bana verilen Kur'ân-ı Kerîm'dir' buyurdu." (Buhârî, Tefsîr:1, no:4204, 4/1623)

3) İbni Abbâs (Radıyallâhu Anhümâ) şöyle anlatmıştır: "Cebrâil (Aleyhisselâm) Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)'in yanında oturuyorken semadan bir ses işitti ve başını kaldırarak şöyle dedi: '(Bugün) ilk olarak semadan bir kapı açıldı ki bugünden önce hiç açılmamıştı.' Birden (semadan inen) bir melek şöyle dedi: '(Ey Muhammed!) Sana verilmiş olan ve senden önce hiçbir peygambere verilmeyen iki nurla seni müjdeliyorum. (Bu sûreler) Fâtihatü'l-Kitap (Kur'ân-ı Kerîm'in başlangıç sûresi olan Fâtiha) ve Bakara Sûresi'nin sonlarıdır (Âmene'r-rasûlü'dür). Bu iki nurdan okuduğun her bir harf mutlaka sana (sevap olarak) verilecektir.'" (Hâkim, el-Müstedrek, no:2052, 1/745)