ArifanKitap

Ramazan’ın müjdecisi Şaban ayı ve Cehennemden kurtuluş gecesi Berat Kandili

Ramazan’ın müjdecisi Şaban ayı ve Cehennemden kurtuluş gecesi Berat Kandili

Ali EREN

Almanak 2007-2008, Ağustos 2008 sayısından.

olduğu günahlarından temizlenmek için bu ayda tevbe ve istiğfarı arttırmalı, elinden geldiği kadar Ramazan ayını mânevî bir temizlikle karşılamaya çalışmalıdır.

Üç aylar yaklaşırken Müslümanlar zihnen ibâdete hazırlanır, bu ayların girmesiyle de kendilerini daha fazla ibâdete verirler. Bu, tabii ki güzel bir haslettir.

Fakat bu arada zihinler bir taraftan Ramazan ayını bekler olduğundan, ondan önceki Şaban ayında ibâdet hususunda gevşeme gafletinde bulunanlar olmaktadır. Halbuki, Peygamberimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) Efendimiz’in “Şaban benim ayımdır” buyurduğu bu ayda da, aynen Receb ayında olduğu gibi ibâdetlere aynı hız, zevk ve şevkle devam edilmelidir.

Şu anda rahmet mevsimi olan üç aylardayız. İlk ayı olan Receb geçti, sonuncusu olan mübârek Ramazan ise henüz gelmedi. Şimdi tam ortasında, Ramazan’a geçiş ve bir mânâda köprü olan Şaban ayındayız.

Şaban ayı, hayır ve bereketlerin yağdığı, hataların terk edilip günahların örtüldüğü bir aydır. Her uyanık Müslüman, geçmişte işlemiş olduğu günahlarından temizlenmek için bu ayda tevbe ve istiğfarı arttırmalı, elinden geldiği kadar Ramazan ayını mânevî bir temizlikle karşılamaya çalışmalıdır.

Şaban ayı Peygamberimiz’in ayı olduğu için bu ayda Peygamberimiz’e daha çok salevat okumalıdır. Nitekim Sevgili Peygamberimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) salevat hakkında şöyle buyuruyorlar:

“Bir kimse bana bir kere salât ü selâm okusa Allâh-ü Telâlâ ona on rahmet indirir.”

***

Şaban kelimesi beş harften meydana geliyor: Şın, Ayın, Be, Elif, Nun.

Bu harflerin her birinin delâlet ettiği derin mânâlar var:

Şın, şeref. Ayın, ulviyyet (yükseklik). Be, birr (ihsan) ve berâet. Elif, ülfet (yakınlık) ve ihsan. Nun, nûr-u ilâhî mânâsına olup bunların hepsi, bu ayda ibâdet eden kullara bahşedilmektedir.

Be harfi Şaban kelimesinin tam ortasında olup Berat gecesine işaret olmaktadır. Nitekim bu ayın tam ortası da, yani 15. gecesi Berat gecesidir.

Evet, aynen öyle… Üç ayların ortası Şaban ayı, Şaban ayının ortası da Berat Kandilidir...

Bu mübârek gecede nice Müslümanlar Cehenneme atılma cezasından beraat ettikleri içindir ki, bu geceye Berat Gecesi deniliyor…

Peygamberimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) buyuruyorlar ki, “Şaban; Receb ile Ramazan ayları arasında bir aydır. İnsanlar bundan gâfildir. Halbuki Şaban’da kulların amelleri Allâh-ü Telâlâ’nın dergâhına çıkarılır. Ben amelimin Allah huzuruna oruçlu olduğum halde çıkarılmasını arzu ederim.”

Buhârî’nin Abdullah bin Yusuf’tan, onun da Mâlik’ten rivayet ettiği hadîsi şerifte Hazreti Âişe (Radıyallâhü Anhâ) vâlidemiz şöyle buyuruyorlar:

“…Ben Resûlüllah’ın Şaban ayından daha çok başka bir ayda oruç tuttuğunu görmedim.”

Değerli okuyucular! Bahsedilen bu oruçlar, pek tabii ki nâfile oruçlardır. Onun için Ramazan ayı bunun haricindedir. Yani Peygamberimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) pek tabii ki farz olan Ramazan orucunu tutmuş olup, diğer aylarda tuttuğu oruçlar nâfile oruçlardır. İşte bu nâfile oruçları en çok tuttuğu ay ise Şaban ayıdır..

Peygamberimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem), Âişe vâlidemizin Şaban ayında niçin çok oruç tuttuğu hakkındaki bir sorusu üzerine şöyle buyurmuştur:

“Ey Âişe! Şaban ayı öyle bir aydır ki, o senenin içinde ölecek kimselerin isimleri deftere yazılıp ölüm meleğine (Azrâil’e) teslim olunur. Ben ancak oruçlu olduğum halde ismimin deftere geçirilmesini arzu ederim.”

Peygamberimiz’den diğer bir rivâyette, “Şaban ayının son pazartesi günü oruç tutanın günahlarının affedileceği” haber verilmektedir.

On sene Peygamberimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem)’in hizmetinde bulunan Enes bin Mâlik (Radıyallâhü Anh) hazretlerinin bildirdiği bir hadîsi şerifte, Peygamberimiz şöyle buyuruyorlar:

“Receb ayının diğer aylardan üstünlüğü, Kur’an-ı Kerim’in diğer kitaplara olan üstünlüğü gibidir.

Şaban ayının diğer aylardan üstünlüğü, benim diğer peygamberlere olan üstünlüğüm gibidir.

Ramazan’ın diğer aylardan üstünlüğü, Allah’ın insanlara olan üstünlüğü gibidir.”

Yine Hazret-i Enes buyuruyor ki:

“Resûlüllâh’ın sahâbîleri, Şaban ayı girince Kur’an okumaya devam ederlerdi. Ramazan ayında oruç tutacak olanlara güç kuvvet olsun için mallarının zekâtlarını fakir ve zayıf kimselere verirlerdi. Hâkim ve vâliler hapiste olanları huzurlarına getirir; ceza verilecek olanlara cezalarını verir, cezası olmayanları serbest bırakırlardı. Tüccarlar borçlarını öder, alacaklarını alırlardı….”

Ashâb-ı Kiram bizim için en güzel numûnedir. Onun için biz Müslümanlar da ibâdetlerimizde onları örnek almalı ve diğer ibâdetlerimizin yanında bu ayda bol bol selâvatı şerife okuyarak bu ayın sahibi olan Sevgili Peygamberimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) vasıtasıyla kalb hastalıklarından kurtulup mânevî temizliğe ermeye çalışmalıyız.

Bilindiği gibi, zaman üç kelime üzerinde ele alınır:

Geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman. Diğer bir tabirle dün, bugün ve yarın.

Üç ayları da buna göre düşünelim:

Receb ayı dündü, geçti. Onu geri getirmek mümkün değil.

Ramazan ayı yarındır; daha gelmedi. Ona kimin kavuşup kavuşmayacağı belli değil.

Şaban ayı ise bugündür. Şu anda eldeki tek sermaye de budur. Bugün, yani Şaban ayında kazanılabildiği kadar mânevî kazanç sağlamaya çalışmak aklın ve kulluğun icabıdır.

Nitekim sevgili Peygamberimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem), Hazreti Ömer’in oğlu Abdullah’a (Radıyallâhü Anhüma) nasihat yollu şöyle buyurdu:

“Ey Abdullah! Beş şeyden önce beş şeyin kıymetini bil. İhtiyar olmadan gençliğin, hasta olmadan sıhhatın, fakir olmadan zenginliğin, meşguliyetten önce boş vaktin, ölümden önce hayatın.”

Öyleyse bize düşen, yaşadığımız vaktin kıymetini bilip bilhassa Şaban ayının ortasında bulunan Berat Gecesi’ni hakkıyla ihyâ etmeye çalışmaktır…

BERAT GECESİ

Yeryüzünde insanların iki bayramları olduğu gibi semâda meleklerin de iki bayramları vardır:

Bir; Kadir Gecesi, iki; Berat Gecesi.

Berat Gecesi, bir senelik rızıkların takdir edildiği, amellerin Allah huzuruna takdim edildiği, hacca gidecek olanların mânevî listeye geçirildiği, bir sene içinde meydana gelecek olan bütün işlerin takdir edildiği, doğacak ve ölecek olanların kayda geçirildiği bir gecedir. Öyle ki, bir kimse evinden ayrılıp yolculuğa çıkmıştır; döneceği zamanı düşünüyordur; fakat bilmez ki Berat Gecesinde ismi yaşayanlar listesinden silinip ölüler listesine geçirilmiştir. Nice dokunmuş bezler vardır ki, bazılarına kefen olacaktır ama ona sarılacak olanlar çarşılarda alış-verişle meşguldür. Nice gülen kimseler vardır ki ecelleri gelmiştir. Nice güzel bina yapanlar vardır ki, içine giremeden vefat edecektir. Nice birbirine kavuşmayı bekleyen kimseler vardır ki, kavuşmayı beklediği kimsenin eceli gelmiştir.

Resûlüllah Efendimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem), Berat Gecesi hakkında Hazreti Âişe (Radıyallâhü Anha) Vâlidemiz’e, “Yâ Âişe! Hazreti Allah bu gece, Benî Kelb kabilesinin koyunlarının kıllarından daha çok kimseyi affeder” buyurmuştur.

Büyücü ve falcılar, içki ve zinaya devam edenler ve ibâdeti gösteriş için yapanlar bu gecedeki umûmî affın dışında kalanlardır.

İslam büyükleri, Berat Gecesinde 100 rekat namaz kılınmasını tavsiye ediyorlar. İki rekatta bir selam verilerek kılınan bu namazın her rekatında Fâtiha’dan sonra 10 İhlâs Sûresi okunur. 50 selamla 100 rekat tamamlanır.

Yapabilenler, her rekatta 100 İhlâs okuyarak 10 rekat olarak da kılabilirler. Her rekatta 50 İhlâs Sûresi okuyarak 20 rekat veya 25 İhlâs Sûresi okuyarak 40 rekat olarak kılınsa da olur. Fakat en

S efdâli, her rekatta 10 İhlâs okuyup iki rekatta bir selam verilerek 100 rekat olarak kılmaktır. Çünkü, bu şekilde kılınırsa daha çok secde edilmiş olunur.

Aslolan, bu namazda 1000 tane İhlâs Sûresi okumuş olmaktır. Çünkü, 1000 defa İhlâs sûresi okuyanın günahlarının affedileceğine dair hadîs-i şerif vardır.

Kandil gecesi olması hasebiyle, bir de tesbih namazı kılmalıdır. Tesbih namazı, Peygamberimiz tarafından, amcası Hazreti Abbas (Radıyallâhü Anh)’a hitaben bütün ümmete tavsiye edilen ve günahların her türlüsünün affına vesile olduğu bildirilen bir namazdır. Tesbih namazı, bütün vücutla yapılan bir istiğfardır.

Bu namazın nasıl kılınacağını bilmeyenler, bilenlerden öğrenip kılmaya çalışmalıdırlar.

Berat gecesinden sonraki gündüz oruçlu olmalıdır. Mübârek gecelerin feyiz, nur ve bereketleri, ondan sonraki gündüzlerde de devam eder. Onun için o gün de yapılabildiği kadar ibâdet etmelidir.

Kandilin gece ve gündüzünde yaptığımız ibâdetlerin arkasından, kendimiz ve yakınlarımız için olduğu gibi, bu ümmetin affı ve hidâyeti için duâ etmeyi de ihmal etmemeliyiz.

Duâ ümidiyle, esselâmü aleyküm…