Çocuklarımıza Kuranı Kerimi Öğretmek – Mehmet Talû
5 (100%) 8 Oy

Çocuklarımıza Kuranı Kerimi Öğretmek – Mehmet Talû

Bilindiği gibi ilk ve ortaöğretim okullarında okuyan hatta yüksek tahsil gören öğrenciler de yaz tatiline girdiler. Bu süreyi en güzel ve en verimli bir şekilde değerlendirmek ne büyük kazanç… Bu iş için en hayırlı  çalışmanın ne olduğunu hiç düşündünüz mü?

Hz. Osman (Radıyallahı Anh)dan rivayete göre Resûlüllah (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem): “Sizin en hayırlılarınız, Kur’ân-ı Kerîm’i öğrenen ve başkalarına öğretenlerinizdir,”1 buyurdu. En hayırlılar arasına girmeyi kim istemez, değil mi? Biliyorum, göz bebeğimiz sevgili öğrencilerimiz öğrenim yılı boyunca çok yoruldular. Fakat insan, bir ömür “öğrenci” durumunda… Beşikten mezara kadar… Nobel ödüllü bir ilim adamı olan Prof. Abdusselam: “Yorulduğunuz zaman nasıl dinlenirsiniz?” şeklindeki bir soruya şu karşılığı veriyoruz. Birinden yorulursak, diğerine geçiyor ve öylece dinleniyoruz. Çocuklarımız da öyle… Kur’an-ı Kerim gibi dinlendirici ve ferahlatıcı bir kitaba yönelmek en hayırlı iş…

Çocuklarımızı ihmal etmeyelim. Anne-babalar da, bu en hayırlı iş konusunda çocuklarını teşvik edici olmalılar… Çocuklarını Kur’an-ı Kerim gibi dünya ve ahiret saadetini kazanmanın yollarını öğreten bir kitaptan mahrum bırakmamalılar… Bu düşünceden hareketle, öğrencilerimizin önlerinde çok güzel bir fırsat var. Rabbimizin kitabı olan Kur’ân-ı Kerîm’i öğrenmek… Yani sözlerin en güzelini… Kur’ân-ı Kerîm’i ve dini bilgileri öğrenmek için yaz tatili güzel bir fırsat. İnsanlığa asıl kurtuluş reçetesini sunan Kur’ân-ı Kerîm’i okumayı ve anlamayı ihmal etmemeliyiz. İnsanoğlu için Rabbisini ve Rabbisinin gönderdiği bilgileri öğrenmekten daha büyük bir şeref olabilir mi? O, bizim Yaratıcımız… Yok iken var edenimiz… Sayılmayacak kadar çok nimetlerini bize ihsan edip yaşatanımız… Çocuklarımız bizim canımız, ciğerimiz, en önemli varlığımız… Onları her türlü kötülük ve zararlı alışkanlıklardan kurtarmanın en önemli yöntemi, Kur’an-ı Kerim ile buluşturmak… ALLAH kelamını öğretmek… İyilik ve kötülükleri ayırt edebilmeleri için kılavuzluk etmek… Anne-babalar şunu çok iyi bilmelidirler ki, çocuklarımızın yalnız yiyecek ve giyecek ihtiyaçlarını karşılamak yeterli değil… Onları mânevî alanda da donanımlı hale getirmek, hayatın anlamını, dünya ve ahirette mutlu olmanın yollarını da öğretmek lâzım… Bunu yapmayan anne-babalar sonunda pişman olurlar. Fakat son pişmanlık fayda vermez.

Çocuklarımız bizim en kıymetli varlıklarımız… Bizim neslimizi sürdürecekler… Onları Kur’ân-ı Kerîm gibi bir kitaptan nasıl mahrum edebiliriz? Biz, cennet ve cehennemin varlığına iman etmişiz. O canlarımızı, cehennemde görmeye gönlümüz nasıl razı olur? Rabbimiz bu konuda bizi şöyle uyarıyor: “Ey iman edenler!.. Kendinizi ve ehillerinizi, ailenizi, çoluk-çocuğunuzu yakıtı insanlar ve kükürt, kibrit taşı olan bir ateşten, cehennem ateşinden koruyun… Cehennem ateşine sürüklenmelerine sebep olacak fitne ve isyandan koruyarak ALLAH-ü Teâlâ’nın emirlerine, itaate sevkedin…”Bu ayet-i kerime inince Hz. Ömer (Radıyallâhü anh) Resûlüllah (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem)e şöyle sordu: – Ya Resûlellah! Kendimizi korumaya çalışıyoruz, ya aile halkını nasıl koruyalım? Peygamber Efendimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “ALLAH’ın sizi menettiği şeylerden onları men edin; ALLAH’ın size emrettiği şeyleri onlara emredin.”3 Meselâ, sabah namazına önce siz kalkacaksınız. Sonra eşinizi ve çocuklarınızı  aldıracaksınız. İşte, herkesten ve özellikle öğrencilerimizden yaz tatilini fırsat bilerek öğrenmelerini istediğimiz Kur’ân-ı Kerîm’den mahrum olmak, hiçbir mahrumiyete benzemez. Bu, telâfisi mümkün olmayan bir kayıptır. Nasıl ki, yabancı dil ve okul derslerinden başarılı olabilmek için yüksek paralar ödüyor, dersane dersane, öğretmen öğretmen dolaşıyorsak; Kur’ân-ı Kerîm’in de öğrenip anlaşılmasına büyük önem vermeliyiz.

Kur’an-ı Kerim’le Tam Buluşma Zamanı

ALLAH’ın yüce kelâmını öğrenmek ve Kur’ân-ı Kerîm ilimleri ile meşgul olmak için önümüzde güzel bir fırsat var. Yaz tatili… Bugünün dünyasında Kur’ân-ı Kerîm’e ulaşabilmek hiç de zor değil. Camilerimizde  ocalarımız okutuyor. VCD, kaset, elif-ba’lar, kitap gibi pek çok öğrenme materyali mevcut. Bazı TV kanalları her gün Kur’ân-ı Kerîm kıraatı yayınlıyorlar. Eğer spor, müzik, yabancı dil öğrenimi gibi konulara ayırdığımız vakitler gibi; Kur’ân-ı Kerîm öğrenimini de ciddiye alır, vakit ayırırsak, Kur’ân-ı Kerîm ile buluşmak, öğrenmek hiç de zor olmayacaktır. Burada, Kur’ân-ı Kerîm öğreticisi hocalarımıza da bir hatırlatma yapmak istiyorum. Kur’ân-ı Kerîm öğreterek “en hayırlılar” içinde yer almaya devam etmek onlar için de bir fırsat. Kur’ân-ı Kerîm öğrenmek için gelenlere gösterecekleri şefkat ve güzel muamele sayesinde, Kur’ân-ı Kerîm’in mesajını daha çok kişiye ulaştırmaya vesile olabilirler. Böyle bir şerefe ulaşmak her insana nasip olmaz. Hatta her Kur’an-ı Kerim bilen, bir yakınına, bir komşusuna Kur’ân-ı Kerîm öğretebilmek için çırpınmalı. Her ev bir Kur’ân-ı Kerîm okulu haline gelmeli. Kur’ân-ı Kerîm hayatımıza girmeli. Hayatımıza renk, içimize ferahlık katmalı.

Kur’ân-ı Kerîm öğrenmemenin hiç bir bahanesi yoktur. 

Bu konuda hiç bir kimsenin bir bahane bulmaya hakkı yok. İşte Diyanet İşleri Başkanlığı bütün camilerde “yaz kursları” başlatmış bulunmaktadır. Hocalarımızın da bu konuda duyarlı davranıp fedakârlık yapacaklarına inanıyorum. Çocuklarımızın bu “yaz kursları”na gönderilmesi büyük bir imkândır. Bu itibarla çocuklarımızın gönüllerini ve hayatlarını Kur’ân-ı Kerîm’le aydınlatmak durumundayız. Çocuklarımızı Kur’ân-ı Kerîm’le buluşturmanın daraldığı zaman ve ortamlarda, her evin Kur’ân-ı Kerîm mektebi haline getirilmesi ve çocukların ilk mektep ve ilk mâbed sayılan kendi yuvalarında Kur’ân-ı Kerîm’i öğrenmeleri gerekir. Çocuklarımızı kesinlikle ihmal etmeyelim. Çünkü bu konudaki ihmalin faturasının çok ağır olacağını bilelim. Teyp ve video kasetleri, VCD’ler, elektronik cihazlar, hatta internetten de faydalanarak Kur’ân-ı Kerîm öğrenmemiz  mümkün…

Yeter ki bu işi ciddiye alalım ve öğrenmeye karar verelim. Çünkü kıyamet gününde “Kur’an-ı Kerim’i niçin öğrenmedin, çocuğuna niçin öğretmedin?” diye sorulunca, ne cevap vereceğiz? Geçerli bir mazeretimiz olacak mı? Kesinlikle olmayacaktır. Ona göre.. Bir sohbetimizde bu konudan, yani Kur’an-ı Kerim’i öğrenmek ve eşimize-çocuklarımıza öğretmekten bahsederken, dinleyenlerden biri: – Hocam! Ne yapalım! Anne-babamız bize öğretmemiş, ALLAH onlardan sorsun! deyince: – Böyle söyleme! ALLAH afetsin, de! Öğrenmeğe çalış, demiştim. O ise, aynı düşüncesini sürdürünce, kendisine: – Neyle meşgul oluyorsun, ne iş yaparsın? diye sordum. – Ağır vasıta şoförüyüm. Bir nakliye şirketinde çalışıyorum. Kamyon-tır vesaire kullanıyorum, diye cevab verdi. Kendisine: – Peki! Ağır vasıta şoförlüğünü, kamyon-tır kullanmasını  sana kim öğretti, annen-baban mı? diye sordum. Şaşırır gibi oldu. Böyle bir soru beklemediği halinden belliydi. – Hayır, annem-babam öğretmedi, ben kendim öğrendim! dedi. Ben de ona: – Peki! Ağır vasıta şoförlüğünü, kamyon-tır vesaire kullanmasını kendin öğrendiğin gibi, Kur’an-ı Kerim’i neden kendin öğrenmedin? diye sordum. Bir cevap veremedi. Sadece: – Eh, işte! demekle yetindi. Nasıl iyi demiş miyim? Evet! Muhteremler! Annemiz-babamız şu veya bu sebeple bize Kur’an-ı Kerim’i, dini bilgileri öğretmemiş, buna imkan bulamamış olabilirler. Peki bu imkanlarla biz öğrensek, ne olur? Elbette çok güzel olur. Hem kendimizi, hem de onları büyük bir vebalden kurtarmış oluruz.

Çocuğunuz nerede okursa okusun, şu bilgileri yavrularınıza Ezberletelim, Ezberleyelim:

Rabbimiz ALLAH, Dinimiz İslâm, Kitabımız Kur’an-ı Kerim, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem), Kıblemiz Ka’be, Adem (Aleyhisselâm)ın neslindeniz, İbrahim (Aleyhisselâm)ın milletindeniz. Bütün insanlarla kardeşiz, Kâlu belâ’dan beri Müslümanız,4

Sözlerin en güzeline uyanlardanız. İçini HAK için, dışını halk için süsleyenlerdeniz. İtikatta, Ehli sünnet ve’l-cemaat Mezhebindeniz. Kitabımız; sözlerin en güzeli, Kalbimizin kandili, aklımızın delili, gönlümüzün baharı, gözümüzün nuru, kulağımızın nağmesi, dilimizin zikri olan Kur’an-ı Kerim’dir. Ufkumuzu, yedi kat semanın üstüne çıkaran, ötelerin ötesinden haber getiren, bizlere edebi ve edebiyatı öğreten Kur’an-ı Kerim. İmanla inkârı, hayırla şerri, hak ile batılı, iyiyle kötüyü ayırt eden, kitapların anası Kur’an-ı Kerim.

Bize öğütler veren, öğüdünü tutanların şanını yücelten, arkadan gelenlere doğru bir ün bırakan, dilimizin zikri Kur’an-ı Kerim. Ana sütü gibi, okuyanın yaşına, kültürüne, anlayışına uygun gıdalar veren, her türlü derdine derman olan Kur’an-ı Kerim. Ve her çağın kitabı olan Kur’an-ı Kerim, bizim kitabımız, sizin kitabınız ve bütün insanlığın kitabıdır. Özetle: HAK’kın, halka hitabı olan Kur’an-ı Kerim.

İslâm, beş şey üzerine kuruldu.

1-ALLAHın varlığına ve birliğine inanmak, Hz. Muhammed Mustafa (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem)in, O’nun peygamberi olduğuna şehâdet etmek.

2-Namazı dosdoğru kılmak,

3-Oruç tutmak,

4-Zekât vermek,

5-Hacca gitmek

İmanın şartı altıdır:

1- ALLAHa iman. ALLAH vardır, birdir, eşi ve benzeri yoktur.

2- Meleklere iman. Melekler; yemeyen, içmeyen, erkeklik ve dişiliği olmayan, ALLAH’ın emrettiğini yerine getiren, nurdan yaratılmış varlıklardır. Cebrail, Mikail, İsrafil ve Azrail (Aleyhimüsselâm) büyük meleklerdirler.

3- Kitaplara iman. ALLAH’ın, peygamberlerine indirdiği yüz dört kitap vardır. Dördü büyük kitap, yüzü sahifedir. Dört büyük kitaptan Tevrat, Hz. Musa (Aleyhiselam)

a, Zebur, Hz. Davud (Aleyhisselâm)a, İncil, Hz. İsa (Aleyhisselâm)a, Kur’an-ı Kerim, Hz. Muhammed Mustafa (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem)e indirildi. Yüz sahifenin, on sahifesi Hz. Adem (Aleyhisselâm) a, elli sahife Hz. Şit (Aleyhisselâm)a, otuz’u Hz. İdris (Aleyhisselâm)a, on’u Hz. İbrahim (Aleyhisselâm)a indirildi.

4- Peygamberlere iman. ALLAH Teâlâ’nın, dinini kullarına bildirmek için görevlendirdiği değerli insanlara peygamber denir. Peygamberlerin: a- Sıdk= doğruluk, b- Emanet = güvenilirlilik, c- Fetanet = kuvvetli bir akıl, d- İsmet = günahlardan korunmak, e- Tebliğ = kendilerine gelen dini olduğu gibi insanlara tebliğ etme, sıfatları vardır.

5- Ahirete iman,

6- Kadere, hayır ve şerrin ALLAH’tan olduğuna iman. Bu yazıyı, her gün her an görebileceğiniz yere asıp, günde birkaç defa okuyarak çocuklarımızla beraber biz de ezberleyelim.

1 – Buhari, Fezailü’l-Kur’ân: 21, Tirmizi, Sevabü’l-Kur’ân: 15, Ebu

Davud, Vitir: 14-19, İbn-i Mace, Mukaddime: 16, Darimi, Fezailü’l-

Kur’ân: 2, Müsned-i Ahmed: 1/57 58, 69, 153.

2 – Tahrim Sûresi: 6

3 – Kurtûbî, Tefsir, 18/195-196

3 – Kâlu belâ” şuna derler ki, ALLAH bütün ruhları yarattı. Ve “Ben

sizin Rabbiniz değil miyim?” diye sordu. Bütün ruhlar da “Kâlu

belâ=Evet sen bizim Rabbimizsin” dediler. İşte o günden beri

Müslümanım.

 


 

arifan dergisi 2009 haziran sayısından alıntıdır.

Bir Cevap Yazın