Büyüt
Kelimelerin Kökenlerine Yolculuk
Yayınevi: Süeda Yayınları
ARKA KAPAK YAZISI
Kelimeleri tanımayanlar, kelimelerin gücünü ve tesir kuvvetini bilemezler. Bu nedenle bir milleti tanımak için diline, ku
| Kağıt Türü: | Kültürel Kitaplar |
|---|---|
| Ebat: | 12 X 21,5 Cm |
| Sayfa Sayısı: | 120 |
| Cilt Durumu: | 1. Sınıf Sert Karton Kapak |
| ISBN: | 9786059505024 |
| Yazar: | Dr. Mirza İnak |
| Kategoriler: |
65,00 TL
52,00 TL
Tahmini Kargoya Teslim:
Bilinmiyor
Stok Durumu:
Kalmadı
Kelimelerin Kökenlerine Yolculuk
ARKA KAPAK YAZISI
Kelimeleri tanımayanlar, kelimelerin gücünü ve tesir kuvvetini bilemezler. Bu nedenle bir milleti tanımak için diline, kullandığı kelimelerine bakmak gerekir. Bir milleti ele geçirmek, tarih sahnesinden silmek için ise Konfüçyüs’ün dediği gibi “Geçmişle en önemli bir bağ olan dilini, kullandığı kelimelerini ellerinden almak yeterlidir.” İşte biz de tam bu noktadan hareketle geçmişimizle, tarihimizle, milli hafızamızla köprülük yapan kelimelerimizi tanımaya çalışıyoruz. Ecdadımızın elinde işlenmiş, milletimizin gönlünde yoğrulmuş, annemizin ak sütü gibi bizden bir parça olmuş kelimelerimizi keşfetmek adına yola çıkıyoruz.
MUKADDİME
Sevgili dostlar, insanoğlu günlük hayatta kullandığı kelimelerin nereden geldiğini, neden öyle söylendiğini hep merak eder, sorar, araştırır. Çünkü bizler dünyaya gönderildiğimizde ilk önce kelimelerle tanışırız. Dünyayı ve hayatı kelimeler üzerinden öğreniriz. Kelimeler kalbimize, ruhumuza, duygularımıza hitap eder. Dış dünyadan iç âlemimize mesajlar taşır. Öyle ki, kimi kelimeler şefkati, muhabbeti; kimi kelimeler güveni, samimiyeti; kimi kelimeler ise ümidi ve hasreti ifade eder. Öyle kelimeler de vardır ki dilimizde zarafeti, asaleti, cesareti, şehameti anlatır ve yansıtır, yürekleri coşturur.
Bu nedenle insanla, lisan arasında çok derin ve köklü bir bağ vardır. Zira insan; fikirlerini, duygularını, beklentilerini, hayallerini dış dünyaya dilin yapı taşları olan kelimelerle yansıtır. Lisan, insanın âyinesi, bir iletişim köprüsü oluverir. Bu ayna ve köprü ne kadar büyük ve geniş olursa, o nisbette kişi, iç dünyasını dışarıya başarıyla ve kazasız aktarabilir, yansıtabilir.
Bediüzzaman Hazretleri “Muhâkemât” isimli eserinde lisan hakkında şu tespiti yapar: “Bir milletin mizacı (şahsiyeti, karakteri) o milletin hissiyatının menşei (kaynağı) olduğu gibi, lisan-ı millisi de hissiyatının makesidir (âyinesidir).” Yani bir milletin karakter özellikleri, milli şahsiyeti hislerinden, duygularından kaynaklandığı gibi, konuştuğu milli lisanı da, hislerinin, duygularının göstergesidir. Dolayısıyla bu milletin evlatları olarak bizler, kelime hazinemizi arttırıp, dilimizin sınırlarını genişlettikçe lisanın özelliklerini, inceliklerini öğrenmeye çalıştıkça, dilimizin güzellikleri hayatımıza, şahsiyetimize de yansıyıp bizi olgunlaştıracaktır, güzelleştirecektir. Zira Anadolu’nun dili, devletler kuran, tarihe medeniyetler miras bırakan, tüm cihanı imana ve İslam’a çağıran bir imparatorluk dilidir.
Nihat Sami Banarlı çok değerli “Türkçenin Sırları” isimli kitabında “imparatorluk dilleri” hakkında şöyle söyler:
Bir kısım diller vardır ki, bir vatanda değil, birçok vatanlarda devlet kurmuş, hâkimiyet kurmuş büyük milletlerin dilidir. Bu diller pek tabii olarak, medeniyet ve hâkimiyet götürdükleri ülkelerin dillerinden derlenmiş kelimelerle de zengin büyük dillerdir.
İmparatorluk dilleri, milletlerin hâkim oldukları topraklardan vergi alır, baç alır, mahsul toplar gibi, kelime de alırlar. Hem bu alışın ölçüsü de yoktur. Kendilerine lazım olduğu kadar veya canları istediği kadar alabilirler… Öte yandan aynı ülkelerden derledikleri lüzumlu kelimeleri kendi dillerinin gramerine, estetiğine ve fonetiğine göre millileştirerek kendi kelimeleri yaparlar. Biz bunlara öteden beri fethedilmiş ülkeler gibi fethedilmiş kelimeler diyoruz. Ancak yeryüzünde ve cihan tarihinde imparatorluk dili olmamış diller çok, fakat imparatorluk dilleri azdır. Çünkü dünya tarihinde hem askeri ve idari imparatorluk hem de dil ve kültür imparatorluğu karabilmiş millet azdır. Bu saydığımız vasıflara, şüphesiz bazı mühim farklarla uygun imparatorluk dilleri, denilebilir ki, Latince, Arapça, İngilizce, ve Türkçedir. Bu dillerin hiç biri Özdil değildir. Esasen yeryüzünde hiçbir kültür ve medeniyet dili hiçbir zaman Özdil almak taassubuna ve basitliğine iltifat etmemiştir.”
Hâlbuki bugün böyle bir imparatorluk diline, mirasına, alt yapısına sahip bir milletin evlatları olarak bizler ne haldeyiz. Mesela bir İngiliz lise öğrencisi, 16. yüzyılda yaşamış Şekspir’in eserlerini okur, anlar, tefekkür eder, geçmişiyle bir bağ kurabilir. Yine bir Fransız talebe 19. asırda yaşamış, eserler vermiş Victor Hugo’yu okuyup anlayabilir. Fakat ne acıdır ki, Anadolu’nun çocuğu, 16. yüzyılda yaşamış Fuzuli’yi okuyamaz, okusa da anlayamaz. Ahmed Cevdet Paşanın eserlerine bir ecnebi kadar yabancıdır, uzaktır. Hatta daha dün denebilecek bir dönemde yaşamış Mehmed Akif’in safahatını orijinalinden okuyamaz. Şairimizin Latin harflerine çevrilmiş şiirlerinden bile lügat kullanmadan istifade edemez. Bunun pek çok sebebi var. Lakin en önemli sebep, nesiller arasında köprü olan dilimize, kelimelerimize yabancılaşmamız veya yabancılaştırılmamız gerçeğidir.
Diğer önemli bir nokta ise kelimelerin gücüdür, tesir sahasıdır. Zira kelimeleri tanımayanlar, kelimelerin gücünü ve tesir kuvvetini bilemezler. Bu nedenle bir milleti tanımak için diline, kullandığı kelimelerine bakmak gerekir. Bir milleti ele geçirmek, tarih sahnesinden silmek için ise Konfüçyüs’ün dediği gibi “Geçmişle en önemli bir bağ olan dilini, kullandığı kelimelerini ellerinden almak yeterlidir.” İşte biz de tam bu noktadan hareketle geçmişimizle, tarihimizle, milli hafızamızla köprülük yapan kelimelerimizi tanımaya çalışıyoruz. Ecdadımızın elinde işlenmiş, milletimizin gönlünde yoğrulmuş, annemizin ak sütü gibi bizden bir parça olmuş kelimelerimizi keşfetmek adına yola çıkıyoruz.
Evet, kitabın isminde de geçtiği gibi kelimelerimizin kökenlerine yolculuk yapıyoruz. Haydi, Bismillah…
Soru - Cevap
Bu ürün hakkında henüz
cevaplanmış soru yok. İlk soruyu siz sorun!
İlginizi Çekebilir
Çelik Yayınevi
150,00 TL
105,00 TL
Timaş Yayınları
425,00 TL
318,75 TL
Çelik Yayınevi
230,00 TL
161,00 TL
Arifan Yayınları.- Arifan Dergisi
60,00 TL
15,00 TL
Semerkand Yayınları
840,00 TL
672,00 TL
Timaş Yayınları
375,00 TL
281,25 TL
Timaş İnanç
500,00 TL
375,00 TL
Ahıska Yayınevi
900,00 TL
495,00 TL
Ravza Yayınları
1.800,00 TL
1.260,00 TL
Furkan Yayınevi
200,00 TL
136,50 TL
Ayfa Basın Yayın
320,00 TL
156,80 TL
Yasin Yayınevi
950,00 TL
475,00 TL
Ahıska Yayınevi
600,00 TL
330,00 TL
Timaş Çocuk
450,00 TL
360,00 TL
Timaş Gülce Çocuk
450,00 TL
315,00 TL
Semerkand Yayınları
265,00 TL
212,00 TL
Ahıska Yayınevi
980,00 TL
539,00 TL
İlkharf Yayınları
650,00 TL
487,50 TL
Fidan Yayınları
500,00 TL
450,00 TL
İlk Genç Timaş
185,00 TL
138,75 TL
Timaş Çocuk
250,00 TL
200,00 TL
Hüküm Kitap
150,00 TL
112,50 TL
Muallim Neşriyat
650,00 TL
390,00 TL
El Yazması Eserler
300,00 TL
150,00 TL
Timaş Gülce Çocuk
60,00 TL
42,00 TL
Yasin Yayınevi
850,00 TL
425,00 TL
Timaş Çocuk
200,00 TL
160,00 TL
Semerkand Çocuk Yayınları
115,00 TL
92,00 TL
Şifa Yayınevi
550,00 TL
330,00 TL
İlkharf Yayınları
230,00 TL
172,50 TL
Timaş Çocuk
120,00 TL
96,00 TL
Muallim Neşriyat
150,00 TL
90,00 TL
Ravza Yayınları
600,00 TL
420,00 TL
Kitap Kalbi Yayıncılık
250,00 TL
182,50 TL
Timaş Yayınları
350,00 TL
262,50 TL
İlk Genç Timaş
200,00 TL
150,00 TL
Timaş Çocuk
125,00 TL
100,00 TL
Yasin Yayınevi
200,00 TL
100,00 TL
Timaş Tarih
375,00 TL
281,25 TL
Kitap Kalbi Yayıncılık
300,00 TL
219,00 TL







































