Mevlana Abdullah ElMekki Hazretleri Kimdir?
5 (100%) 1 Oy

Mevlana Abdullah ElMekki Hazretleri Kimdir?

Silsile-i Zeheb denilen meşhur Âlim ve Mürşid-i Kâmil Silsilesinden, İnsanları Hakka davet edep, Ehli Sünnet vel Cemaat yolunu ve Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz’in Sünnetini yaşayıp yaşatan Âlimler zincirinin kopmaz halkası. Doğum ve vefat tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Çok heybetli ve Mübarek bir zat idi.

Anadolu velîlerinden. Büyük velî Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin (Kuddise Sırruhu) halîfelerindendir. İsmi Abdullah’tır. Erzincânî ve Mekkînisbeleriyle tanınmıştır. On dokuzuncu yüzyılda yaşamıştır.

Aslen Mekkeli olan Abdullah Efendi (Kuddise Sırruhu), zamânınınusûlüne göre çeşitli ilimleri tahsîl etti. İlimde yüksek dereceye ulaştıktan sonra Bağdâd’da bulunduğu sırada büyük âlim ve velî, Nakşibendiyye yolunun mürşid-i kâmili Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerini (Kuddise Sırruhu) tanıdı, sohbetleriyle şereflendi. Mevlânâ Hâlid hazretlerinin (Kuddise Sırruhu) sohbet ve hizmetlerinde bulunarak kemâle, olgunluğa ulaştı. Tasavvuf yolunda ilerleyip yüksek mânevî derecelere kavuştu. Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin (Kuddise Sırruhu) talebelerinin önde gelenlerinden oldu. Hocası ona hilâfet-i mutlaka yâni tam icâzet, diploma verdi. İnsanlara İslâmiyetin emir ve yasaklarını anlatmak ve talebe yetiştirmekle vazîfelendirerek Erzincan’a gönderdi. Abdullah Mekkî (Kuddise Sırruhu) önce Erzurum’a uğradıktan sonra Erzincan’a gitmek üzere yola çıktı. Erzincana gelirken buranın ova ve dağlarını seyredip, yanındakilere; “Allah (Celle Celâlühü) bilir ammâ Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin (Kuddise Sırruhu) bize târif buyurdukları memleket burası olmalıdır. Buradaki bir zâtın bizde nasîbi ve emâneti vardır.” dedi.

Abdullah-ı Mekkî, Erzincan’ı şereflendirince insanlar akın akın ziyâretine geldiler. Gelenler arasında, Terzi Baba diye bilinen Muhammed Vehbî de vardı. Abdullah Mekkî, Muhammed Vehbî içeri girince ayağa kalktı. Onu dâvet edip yanına oturttu. Muhammed Vehbî’ye karşı hiç kimseye göstermediği iltifâtlarda bulundu. Sonra Muhammed Vehbî’nin durumunu öğrenmek için yanındakilere; “Bu zâtın serveti var mıdır?” diye sordu. Oradakiler; “Hayır. Yalnız köyde, Sarıgöl’de bir bağı ile, şehirde bir evi, birkaç parça tarlası ve terzilik yaptığı bir dükkanı vardır.” dediler. Bunun üzerine Muhammed Vehbî’yi yanına çağıran Abdullah Mekkî hazretleri (kuddise Sırruhu); “Oğlum! Pîr-i âzâm Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî bizi buralara gönderdi. Bize ehline verebileceğimiz bir emâneti verdi. O emânete seni lâyık gördüm. Kabûl edersen onu sana teslim edeyim.” diye teklifte bulundu. Muhammed Vehbî, Abdullah Mekkî’ye gönül huzûru ve teslimiyet ifâde eden bir tavırla; “Siz bilirsiniz.” cevâbını verdi. Abdullah-ı Mekkî; “Vereceğim emânet, sana çok faydalar sağlayacak.” buyurunca, Muhammed Vehbî; “Şeyh efendi! Vallâhîdünyâ için Allah (Celle Celâlühü) demem.” cevâbını verdi. Bunun üzerine Abdullah Mekkî (Kuddise Sırruhu); “Oğlum haydi git! Sen bulacağını buldun. Teslim edeceğim emânet de zâten bu idi.” buyurarak onun yüksek derecesini işâret etti. Terzi Baba’ya himmetle nazar ederek emâneti tevdî etti. Terzi Baba’nın hâli derhâl değişti. Mânevî feyzler deryâsına daldı.

Bir müddet Erzincan’da kalan Abdullah-ı Mekkî (Kuddise Sırruhu), sohbetleriyle insanların Allah-u Te’âlâ’nın (Celle Celelühü) rızâsına kavuşmaları için çalıştı. Bu sırada onun sohbetinden ve hizmetinden ayrılmayan Terzi Baba da tasavvuf yolunda ilerleyip evliyâlık derecesine kavuştu. Abdullah Mekkî (Kuddise Sırruhu), Terzi Baba’nın olgunluğa erdiğini görerek, ona hilâfet verdi.

Yerine Terzi Baba’yı bıraktıktan sonraErzincan’dan ayrılarak Erzurum’a, oradan da Kudüs’e gitti. Mukaddes makamları ve büyüklerin kabirlerini ziyâret ettikten sonra Mekke-i mükerremeye ulaştı. Orada yerleşip Nakşibendiyye yolunun Hâlidiyye kolunun yayılması ve insanların bu mânevî yoldan faydalanmaları için gayret sarf etti. Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî (Kuddise Sırruhu) hazretleri hayatta olduğu müddetçe Abdullah-ı Mekkî’nin ihtiyaçlarını Süleymâniye, Şam ve Bağdâd’dan gönderdi. Hac ibâdetini yerine getirmek için gidişinde onun misâfiri oldu.

Abdullah-ı Mekkî, Mekke’de kaldığı müddet içinde pekçok âlim ve evliyâ ile karşılaşıp, sohbet etti. Sayısız talebe yetiştirdi. Hac ibâdetini yerine getirmek için gelen Şeyh Süleymân bin Hasan Kırîmî sohbetinde kemâle, olgunluğa erdi.

Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretleri (Kuddise Sırruhu) bir hac ibâdeti sırasında Abdullah-ı Mekkî’ye (Kuddise Sırruhu) iltifat edip; “Bu defa hacca seni ziyaret için geldim.” buyurdu. Uzun seneler Mekke-i mükerremede kalıp insanların dünya ve ahret saadetine kavuşması için çırpınan Abdullah-ı Mekkî (Kuddise Sırruhu), yerine talebesi Şeyh Süleymân bin Hasan Kırîmî’yi bıraktıktan sonra Mekke-i mükerremede vefat etti.

Abdullah-ı Mekkî Erzincânî (Kuddise Sırruhu) büyük âlim, ilmiyle amel eden, fazîlet sâhibi velî bir zat idi. Dünyâ ve ona âid olan her şeyden kesilerek, vatanını ve yakınlarını bırakıp İslâmiyetin emir ve yasaklarını anlatmak için çeşitli memleketleri dolaştı. Evliyânın büyüklerinden olup, sekr, cezbe ve mânevi sarhoşluk hâli ile fena makamlarını geçmiş, evliyâlığın en yüksek makamlarına kavuşmuştu. Birçok kimse de ondan feyz alıp, gösterdiği yolda ilerleyerek velîlerden olmuşlardı.

Bir Cevap Yazın