Arifan Haber
Almanak 2007-2008, Mayıs 2008 sayısından.
17 Mayıs 1998 Pazar günü, İsmailağa camiinde elim bir suikaste kurban giderek şehâdet şerbetini içen Hızır Ali Muradoğlu hocaefendiyi, şehadetinin 10. yılında rahmetle anıyoruz. Rabbim kabirlerini pür nûr, derecelerini âlî eylesin.
Muhterem hocamız Hızır Ali Murad-oğlu’nun, şehâdetinin ertesi gününde gazeteler şöyle haber geçtiler:
“Mahmut Ustaosmanoğlu Hocaefen-di’nin damadı Hızır Ali Muradoğlu, İsma-ilağa Camii’nde silahlı saldırıya uğradı.
Mahmut Ustaosmanoğlu Hocaefen-di’nin sohbetini dinlemek için Anado-lu’dan gelenlerin de katılımıyla dört bin kişilik bir cemaat toplandı. Saldırı, Mahmud Hocaefendi’nin sohbeti bitirerek istirahate çekildiği sırada, saat 10.30 sularında meydana geldi.
Görgü tanıklarının verdiği bilgiye göre; sohbetten sonra Efendi Hazretleri cemaatin zamanını almak istemediğini ve yorgun olduğunu belirterek, cami bitişiğindeki evinde istirahate çekildi. Efendi Hazretleri’nin damadı Hızır Ali Muradoğlu (55) ise, her zaman olduğu gibi sohbete gelenlerle İsmailağa Camii’nde özel olarak ilgilenip, ders almak isteyenlere yardımcı oldu. Cemaat dağılıp cami tenhalaşınca Hızır Ali Muradoğlu’na yaklaşan saldırgan, silahıyla yakın mesafeden ateş etti. Saldırganın silahından çıkan sekiz kurşundan yedisi Hızır Ali Muradoğlu’nun vücuduna isabet etti.
Cübbeli ve sakallı olduğu belirtilen saldırgan, ayakkabılarını bile giymeden, yalınayak hızla olay yerinden uzaklaştı. Çevreden görenlerden bir kişi, kaçarken gördüğü saldırganı ayakkabı hırsızı zannederek yakalamak için peşine düştü. Balat’a doğru kaçan saldırgan ara sokaklara girerek izini kaybettirdi.”
Efendi Hazretlerimizin, “Herkes Hızır’ı arar, Hızır bize kendisi geldi” buyurarak taltif ettiği Hızır Ali Muradoğlu hocamız, tasavvuf ilimlerinde mâhir, zikir ve kerâmet ehli bir zat idi. Mânevî yolda katettiği nice mânevî derecelerden sonra, Allâh-ü Teâlâ kendisine bir de şehitlik rütbesini nasip etmişti. Ona silah çeken ve çektirenler büyük bir süratle esfele safiline inerken, Hızır Efendi aynı süratle Âlayı İlliyyine yükselmişti.
Fatih Camii ertesi gün, son yolculuğunda onu yalnız bırakmak istemeyen yüz binlerce seveniyle doldu, taştı. Ve Sakızağacı Şehitlik Mezarlığı’ndaki ebedi istirahatgâhına sessizce dökülen gözyaşlarıyla defnedildi.
Hızır Hocaefendi, Mahmud Efendi Hazretlerimizi üniversite yıllarında tanıdı ve tanıdıktan sonra da sohbetlerini hiç terk etmedi. Böylece Efendi Hazretlerimizin mânevî himmetleriyle seyr-i sülûk yolunda hızla ilerleyip, velâyet mertebelerinde kemâl aradı.
Onun gençliğinde de dinine ne kadar bağlı olduğunu anlamak için şu sözü kâfidir:
“Üniversitede en çok hoşuma giden şey; okulun koridorunda cübbemi yere serip şalvar ve sarığımla namaza durduğumda, insanların bana gülüp geçmeleriydi.”
Ve yine: “Ben kâinatın en şanslı insanıyım!” derdi. “Hocam hangi sebepten dolayı?” diye sorulduğunda derdi ki: “Allah beni Müslüman yaptı, en büyük peygamberin ümmetiyim, en büyük mezhebin kurucusu olan İmam-ı Âzam’ın mezhebindenim ve Nakşî tarikatını en tavizsiz yaşayan zatın da damadıyım.”
Şehâdetinin sene-i devriyesi vesilesiyle, Allâh-ü Teâlâ Hızır Hocamıza ecri cezîl, yakınlarına, talebelerine ve sevenlerine de sabrı cemil ihsan eylesin.
Rûhu için el-Fâtiha!
Ölüm bu; şakası yok, Ciddi ol, ister olma. Bakmaz gözün yaşına, Hazır ol, ister olma.
Nice ümitli insan,
Düşünmez hiç ölümü.
Hiç aklından geçer mi?
Bir gün keser yolumu, Apar topar koyarlar, Kimsin nesin sormadan. Öldün mü ölmedin mi? Hiç de çene yormadan.
Halbuki sen mutluydun,
İçinde ailenin,
Şimdi de içindesin,
Büyük bir gailenin. Gel bakalım gel derler, Mezar dediğin budur, Hesabını sorarlar, Rahat ol, ister kudur.
Kime inandın gafil,
Hiç Allah demiş misin?
İnkârın cezasında,
Matraka yemiş misin?
Sence dünyada Allah Demek, pek çok ar idi. Çünkü sana şeytanlar Ve dinsizler, yâr idi.
Şimdi çağır onları,
Mezarına gelsinler.
Vermediğin cevabı,
Hadi onlar versinler. Ameli güzel olan, Orada da erdemli. Gözler sevinç içinde, Hiç olmayacak gamlı.
Fâni hayat işte bu,
İster bil, ister bilme.
Önceden tedbirini al,
Sonra belanı görme. Korkma korkma Allah de, Namaz kıl, fâiz yeme. Oruç tut, zekâtı ver, Sana yâr İslâm yine.
DE: KORKMA MÜSLÜMANIM,
GÖĞSÜN İMANLA DOLSUN.
İRTİCA İSLAM İSE,
BAŞIMIN TÂCI OLSUN..
Hızır Ali MURADOĞLU