Mevlânâ Habîbullah Can-ı Cânân el-Mazhar eş-Şehîd ed-Dehlevî (Kuddise Sırruhu)

Mevlânâ Habîbullah Can-ı Cânân el-Mazhar eş-Şehîd ed-Dehlevî (Kuddise Sırruhu)

Altın Silsile kitabından, Silsile-i Aliyye büyüklerinin hayatı.

Hayatı

Silsile-i Zeheb'in meşhur âlimi ve mürşid-i kâmili; şehit olarak vefat etmiştir. Daha çocukken alnında hidayet nuru parlardı; “Çocukluğumda İbrahim Aleyhisselâm'ı rüyamda görüp iltifatına kavuştum, Hazreti Ebû Bekir'i her andığımda ruhaniyetini gözümle görürdüm” demiştir. Bir gün babası İmam-ı Rabbânî'den bahsederken onun ruhaniyetini görmüş, babası bunu duyunca “Anlaşıldı ki sen onların yolundan istifade edeceksin” demiştir.

On altı yaşında babasını kaybetti; babası ona “Kıymetli ömrünü boş şeylerle geçirme” diye vasiyet etmişti. Bir rüyada gaybtan bir ses “İnsanların hidayete kavuşması senin sebebinle olacak” deyince tasavvufa yönelip Seyyid Nûr Muhammed Bedâyûnî'nin huzuruna gitti; istihare etmeden talebe kabul etmeyen hocası onu derhal kabul etti. Dört sene sohbetinde bulunup icazet aldı; hocası ona “Sana Şemseddin Habîbullah ismi verildi, bizim yolumuz senin teveccühlerinle yayılacak” buyurmuştu.

Sonra Şeyh Gülşenî, Muhammed Efdal, Hâfız Sa'dullah ve Muhammed Âbid-i Senâmî'nin sohbetlerinde devam edip Müceddidiyye yanında Kâdiriyye, Çeştiyye, Sühreverdiyye ve Kübreviyye yollarından da icazet aldı. Seyyid Abdullah Dehlevî gibi büyük velileri yetiştirdi.

Sohbetlerinden

Afgan bir serdarın gönderdiği üç yüz altını kabul etmeyip: “Hediyeyi kabul etmek gerekse de mutlaka kabul etmek gerektiğine dair bir emir yoktur; zenginlerin hediyesinin tam helalden olduğu şüpheli olanı hiç kabul etmeyiz, onda insanların hakkı vardır, kıyamette hesabı zordur” buyurdu.

Bir devlet adamının hediye ettiği meyvelerin zulümle alındığını öğrenince “Sübhanallah, bu yiyecek bâtınımıza zararlı oldu” dedi ve “Yiyeceklerin en zararlısı, kazancı şüpheli zenginlerin ikramıdır; hatta fakirlerin ikramı da şüphelidir, çünkü onlar da bu yemeği hazırlamak için şüpheli zenginlerden borç alırlar” buyurdu.

“Yenilen lokmalar insanı muvaffakiyete kavuşturmalı, ibadetin nurunu arttırmalıdır. Fakirliği zenginliğe tercih etmeli, sabır ve kanaati seçmeli, teslimiyeti seciye hâline getirmelidir” — Peygamberimizin “Allah'ım, Âl-i Muhammed'in rızkını kâfi gelecek kadar kıl” duasını örnek göstererek.

Menkıbelerinden

“Bende öyle bir hâl hâsıl oldu ki bir bakışla herkesin ne olduğunu, kalbindekini anlardım; insanların Cennet veya Cehennem ehli olduğunu alınlarından okurdum” demiştir. Hocası Seyyid Nûr Muhammed bir gün karşı karşıya oturdukları sırada ona “İki güneş karşı karşıya gelmiş, birinin nurundan diğeri görünmüyor; eğer taliplerin terbiyesine yönelsen âlem nurlanır” buyurmuştur.